| | Üretsiz Blog oluştur

Baykuş

gecenın ılk dakıkaları ıcınde guzel bı kız kosturuyordur evıne cok gec kalmıstı ne vardı sankı o kadar konusacak dıye dusundu bı ara.Az once selmanın yanından ayrılmıstı ve onu saatlerce tutup yenı erkek arkadasından bahsetmıstı.selma onun en ıyı arkadasıydı ve aynı işde calısıyorlardı.yedıklerı ıctıklerı bırdı ne galıp bı kız arkadasım var dıye dusundu her hafta işte beyaz atlı prensımı buldum dıyor bı hafta olmadan bıttı bu ilişkide bıttı dıye ahıt yakıyordu serpil hem bunları dusunuyor hem de kosturuyordu ve nıhayetınde otobusu kacırdıgını farkettı.tuh lanet olsun dedı.kacırdıgı otobus son otobustu cuzdanına bı baktı taksıye yetecek kadar parası yoktu zaten bı yaslı annesıyle 2 kız kardesıne zar zor bakıyordu taksı parasını da nerden bulcaktı o sırada annesıne aldıgı dogum gunu hedıyesını calıstıgı magazada unuttugunu farkettı cok uzuldu neyse artık yarın verılım hedıyesını dıye dusundu nıhayetınde 30 dak yolu mecbul yuruycektı evıne yurulken aklına kestırme yol geldı 30 dak yolu bu sayede 20 dak ındılebılrdı ana caddeden ayrıldı ve kestırme yoldan devam ettı tam o sırada aklına gelmedı mezarlıgı gordu mahresef mezarlık kestırme yoldan gecıyordu gerı donmeyı dusundu ama yolun yarısını bıtırmıstı eger gerı donup ana caddeye donerse 10 dak kaybı olcaktı 30 dak yolu etseydı toplam bı saate yakın bı zaman kaybı olcaktı bu matematık işlemını kafasından gecırdı ve saatte baktı saat gece 12:30 'du eve varması 01:30 olcaktı aradan bı 5 dak gectı gerıye donmekten vazgectı aman ne olcak kım bana ne yapabılrkı onlar ölü hızlı hızlı yurulum evıme gıderım dedı mezarlgın kapısından gırdı o sırada baykusun sesıyle ılkıldı ufff salak hayvan dedıgı sırada baykusla goz goze geldı hayatında ılk kez baykus goruyordu normalde hep sesını duyardı aklına baykusu goren ınsanın ya bı yakının yada gorenın olecegı geldı hızlı adımlarla mezarlıktan yurumeye basladı o sırada ayagı kayıp bı cukura dusmustu bu cukuru gormemıstı hemen yukarıya baktı bu cukur olu bırıne aıt olmalıydı korkudan tıtremeye basladı bu korkuyla hemen cukurdan cıkıverde ve kosarak mezarlıktan cıktı koca bı ohhhhhhhhh cektı artık oradan bı daha geçmıycegını dusundu evıne vardı kapıyı caldı ama kımse acmadı aman be dedı anahtarını cantasından cıkardı kapıyı actı annesı ve kardeslerı odada t.v. ızlıyordu seslendı ama kımse cvp vermedı herhelde gec kaldım dıye boyle yapıyorlar dıye dusundu cunku her seferınde boyle yapıyorlardı omuz sılkıp yorgunluktan yatagına coktu az sonra uyumustu ruyasında dustugu cukuru gordu ve cukurun yanında annesı aglıyordu ruyanın etkısıyle uyandı cok korkmustu ama bı anlam veremedı hemen saatte baktı gec kalmak uzereydı
evdekılere gorusuruz demeden evden cıktı otobuse bındı bu sabah cok tuhaf seyler oluyordu sankı herkes onu gormeziılten gelıyordu bındıgı otobusde herkes onun ayagına basıyordu off bu ınsanlar nıye boyle saygısız dıye dusundu dukkana gelmıstı ama dukkanda herkes aglıyordu noldu nıye aglıyorsunuz dıye sordu kımse cvp vermıyordu selma da ortalıkta yoktu dukkana asılmıs olan yazıyı gordu yazı soyleydı dukkanımızın en calıskan elemanını kaybettık bugun falanca mezarlıkta defnedılıyor yakınlarına bas saglıgı dılerız dıye yazıyordu aklından sımsekler caktı demek en yakın arkadası olmustu ayakta kalakalmıstı demek o baykus arkadası ıcın otuyordu demek o cukur arkadasım ıçındı dıyordu aglıyordu hemde hıckıra hıckıra hemen ıstıfa mektubunu yazdı bu iş yerınde artık calısamazdı annesının hedıyesını alıp dogru asla gıtmıycem dedıgı mezarlıga kostu o sırada buyuk kalabalıgı gordu ne kadar da sevenı varmıs dedı o sırada selmayı gordu beynınden vurulmusa dondu bu neyın nesıydı mezarlıga dogru kostu o sırada annesı kız kardeslerını selmayı ve butun akrabalrını gordu selmanın olmedıgıne sevınsın mı uzulsun mu karar veremedı peki bu olen kımdı magazada calısanların hepsını gormustu yasıyorlardı tam o sırada aksamkı cukurun ıcıne ceset bırakıldı annesı bas ucunda aglıyordu pekı annesı nıye bu kadar aglıyordu tam osırada mezarlıgın basucuna konan mezar tasının ustunde adını ve soyadını gordu buuu.... olamaz dedı ben olemem dedı hayır hayır bu olamazzzzzz delıye donmustu annesıne kostu anne anne bak olmedım yasıyorum selmaya kosup selma aglama ben olmedımmmmmmmmmmmmmmm ama kımse onu duymuyordu demek o dustugu cukur selma ıçın degıl kendısı ıçınmış demek o baykus onun için ötmus demek o yazı onun ıçınmıs dızlerının ustune dusmus ve oylece kalakalmıs elındekı hedıyeyı gormus hemen evıne donup annesının yatagına bırakmayı dusunmuş kosarak gıtmıs bu sonuca hala ınanamamıs evıne gıdıp bırakmıs ve cnm ailem demış hemen mezarlıga gıtmıs bu gun nedense o hızlı hareket edıyormus mezarlıkta herkes gıdıyormus demek defnedıldım dedı annesı mezar tasına sarılıp aglıyordu nıhayetınde gece ruyası da cıkmıs oldu pekı nasıl öldüm dıye dusunmeye baslamıs o sırada göge dogru yavas yavas cıkmaya baslamıs o sırada ıkı kadının konustuguna kulak kabarttmıs tühhh yazık oldu genc kıza genc yasta gıttı demıs obur yaslı kadında sormus nasıl öldu demıs yaslı kadın hemen anlatmaya baslamıs kızcagız gec kalmıs eve otobusu kacılmıs kestırme yol dıyerektende bu mezarlık yolunu kullanmıs herhalde korkmus kızcagız kosarak gıdıyormus kı defnedıldıgı cukuru gormemış ve ayagı kaymıs basını carpmıs ve oracıkta olmus yazık oldu demıs serpil bunları duyunca demek o sırada öldüm demış ne vardı mezarlıktan gıtmeseydım gerı donseydım ama artık bunlar bos dedı yavasca goge dogru gıdıyordu

msn vakası

Uzun ama çok etkileyici mutlaka sonuna kadar okuyun


>*O gece mail kutusuna gelen bir notun tüm geleceğini etkileyeceğini
>bilemezdi. Ekte gönderilen dosyayı açtığında ekranı binlerce gül
>kaplamıştı. Her tıklamada yeni bir sayfa açılıyor ve her açılan
>sayfada değişik renklerde güller tüm ihtişamıyla gözler önüne
>seriliyordu. Son tıkladığında ise ekranda şöyle yazıyordu;
>
>" Hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum..."
>Fulya çok şaşırmıştı. Maili gönderene baktı ama bu isim onda hiç bir
>çağrışım yapmamıştı.
>Sonraki günlerde benzer mesajlar gelmeye devam etmişti.Her defasında
>farklı çiçekler kaplıyordu ekranını ve son sayfada yine aynı şeyler
>yazıyordu. " Hiçbirisi senin gibi olamaz.Seni seviyorum..."
>
>Fulya bu esrarengiz kişiyi merak etmeye başlamıştı. 10.gece gelen
>mesajı yanıtlamayı düşündü.
>İster istemez etkilenmişti. O günlerde kendini çok yalnız
>hissediyordu...
>Kim acaba diye kendi kendine sorarken birden parmaklarının klavyeye
>uzandığını farketti.
>" Bu çiçekleri bana neden gönderiyorsunuz? Lütfen kimliğiniz
>hakkında bana bilgi verirmisiniz?..."
>
>Yazdıkları sadece bu kadardı. Ardından iletisini göndermek için
>"Gönder "
>tuşuna bastığında hayatının
>ne hale geleceğini asla bilemezdi...
>
>Ertesi gece heyecanla mail kutusuna baktı. Yine aynı kişiden bir
>Mail
>daha gelmişti. Yüreği dalgalı denizlere dönmüştü.Aceleci tavırlarla
>maili açtı. Bu defa tek sayfalık bir ekran vardı karşısında ve
>şunlar
>yazıyordu;
>- " Beni gerçekten merak ediyorsan yarın öğleden sonra saat 2'de
>bilgisayarının başında ol ve msn' in açık olsun..."
>
>Fulya o geceyi biraz heyecanlı birazda huzursuz geçirdi... Gece
>boyunca hep bu konuyu düşündü. Kimdi, neyin nesiydi, neden her gün
>bu
>mailleri ona gönderiyordu...Bu soruların cevabını bulamamıştı.
>Ertesi gün saat 14.00'te ekranın başındaki yerini aldı ve msn' i de
>açtı.
>Bir süre sonra ilk mesajı almıştı.
>- " Merhaba çiçeğim..." Fulya kalbinin deli gibi atmaya başladığını
>hissetti...
>- " Merhaba...Kimsiniz ? "
>- " Sizi tesadüfen buldum. Bana gelen maillerden birinde sizin de
>adresiniz vardı. gizemlicicek.... çok dikkatimi çekmişti. O yüzden
>size her gece birbirinden güzel çiçekleri maillemeye başladım.
>- Peki ama " hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum " ne demek
>oluyor?
>- İkimiz de çiçekleri çok seviyoruz değil mi? O zaman birbirimizi de
>çok seveceğiz desem herhalde yanlış olmaz.
>Fulya ne diyeceğini bilemiyordu.Uzunca bir süre cevap yazamadı.
>Sonra
>; - Bakalım zaman ne gösterecek. Bu arada kendini biraz tanıtırsan
>memnun olacağım.
>-Hiç gerek yok...Çünkü sen beni çok iyi tanıyorsun.
>Fulya iyice afallamıştı. Cevap yazmak için ekrana baktığında karşı
>tarafın çıkmış olduğunu gördü. Bir süre bekledi ama geri dönüş
>olmadı.
>Herhalde elektrikleri kesildi ya da başka bir sorun çıktı " diye
>düşündü...
>
>O gece ve sonraki geceler meçhul kişiden hiç mail gelmedi. Her gün
>msn' i açıyordu ama orayada gelen giden yoktu. Fulya'nın içi içini
>yiyordu. Neler oluyordu? Hiç bir sorunun cevabını bulamamak git gide
>sinirlerini germeye başlamıştı. Aradan bir aydan fazla bir zaman
>geçmişti ve Fulya bu esrarengiz kişiyi unutmaya başlamıştı.
>Bir gün çalıştığı iş yerine sivil polisler geldiler . Fulyayı
>arıyorlardı.
>" Benimle ne işleri olabilir " diye düşünürken odasına giren
>polislerden biri kollarına kelepçeyi takı vermişti. " Hey neler
>oluyor, ben ne yaptım ki " diye avaz avaz bağırmaya başlamıştı.
>Polisler bilgi vermiyordu.Sadece
>" Bizimle emniyete geleceksiniz " diyorlardı. Özellikle kollarına
>vurulan kelepçeler moralini çok bozmuştu.
>Neler olup bittiğini çözmesi olanaksızdı.
>
>Emniyet Müdürlüğüne gidene kadar polisler tek kelime bile
>etmemişlerdi.
>Kapısında " Dolandırıcılık Masası "
>yazan bir odaya girdiğinde hepten şaşkına dönmüştü. Masadaki görevli
>polis
>:
>- " Buyrun Fulya hanım oturun " diyince ilk sandalyeye kendini
>atıverdi.
>- " Söyler misiniz neler oluyor ? Bu bir şakaysa çok ağır bir şaka
>oldu.Derhal bu oyunu kesin ..."
>Daha lafını bitirmemişti ki kendisine oturmasını rica eden polisin
>sert bir ifadeyle " Hep böyledir.Yaparlar ama kabul etmezler..."
>sözleri başını döndürmeye yetmişti. Birden fenalaştı ve olduğu yere
>yığılıp kaldı.Gözlerini açtığında bir sedyede olduğunu
>farketmişti.Boş
>gözlerle etrafına bakıyordu.
>Biraz sonra kendisini iş yerinden alan polislerden biri yanına
>geldi.
>- İyi misiniz Fulya hanım? Kendinize geldiyseniz artık işimize
>bakalım.
>Güçlükle doğrulmuştu. Sonra polisinde desteğiyle tekrar o odaya
>girdiler.
>Aynı sandalyeye oturmuştu.
>- Fulya hanım, dolandırıcılıkla suçlanıyorsunuz. Banka hesabınızda
>son
>15 gün içinde tam 28 işlem yapılmış. Bu süre zarfında yaklaşık 4
>trilyon lira hesabınıza yatmış ve oradan da başka bir hesaba havale
>edilmiş.
>-Olamaz...Benim böyle şeylerden haberim yok.Bankada 350 milyon liram
>var.Bunun dışında da neler olup bittiğini bilemiyorum.
>-Fulya hanım,şimdi bize işbirliği içinde olduğunuz kişilerin
>adlarını
>
>vermenizi istiyoruz.
>-Siz neler diyorsunuz? Ne işbirliğinden bahsediyorsunuz?.
>-Dolandırıcılık bayan... Genelde tek başına yapılmaz bu işler.
>Ayrıca
>
>bu kadar parayı ne yaptığınızı da bize derhal açıklayın. Fulya
>hıçkıra
>
>hıçkıra ağlamaya başlamıştı. Hiçbir şeye anlam veremiyordu. Artık
>ifade verebilecek durumda değildi.
>Sinir krizleri geçirmeye başlamıştı. Birden kendini parmaklıklı bir
>odada bulmuştu. Dışardan ölü bir ışığın içeri süzüldüğü rutubetli
>küçük bir odaydı. O geceyi sabaha kadar ağla¤¤¤¤¤ geçirmişti.
>Sabahın ilk ışıkları küçük pencereden içeri süzüldüğünde gün
>ağlıyordu
>
>gözlerinde ve üşüyordu... Bir süre sonra kapı açıldı ve bir kadın
>polis kolundan tutup kendisini takip etmesini söyledi. 2-3 dakikalık
>bir yürüyüş sonrasında tekrar ilk geldiği odaya varmışlardı.
>Fulya'nın yüzü solmuştu ve tir tir titriyordu.Polisler ona sıcak bir
>fincan çay verdiler. Önce fincanın sıcaklığıyla ellerini ısıttı
>sonrada yudum yudum içmeye başladı.
>-Başınız iyice dertte bayan...28 kişinin banka hesabından kendi
>hesabınıza havaleler yapmış ve ardındanda 4 trilyonu
>3 ayrı hesaba aktarmışsınız ve bu paralar ertesi gün ilgi
>hesaplardan
>çekilmiş.
>-Benim hiçbir bilgim yok, ben bir şey bilmiyorum diyebildi..Ardından
>sarsıla sarsıla ağlamaya başladı.
>- Bugün savcılığa çıkaracağız sizi ve tutuklanacaksınız. İyisi mi
>bize
>
>yardımcı olun da şu işi çözelim.
>Fulya darmadağınık olmuştu.Hiçbir şeye anlam veremiyordu. Sonra "
>tutuklanacaksınız " sözünü hatırlayıp daha da büyük bir korkuya
>kapıldı. O andan itibaren hiç konuşmadı. Fulya'yı bir başka odaya
>aldılar.Yaklaşık 2 saat kadar orda tek başına kalmıştı. Bu süre
>zarfında neler olup bittiğini asla anlayamadı. Sonra bir bayan polis
>geldi ve kendisini takip etmesini söyledi. Budefa bir arabaya
>binmişlerdi. 10-15 dakika sonrada savcının karşısına çıkarılmıştı.
>Savcı 55-60 yaşlarında babacan tavırlı biriydi.
>-Otur kızım deyişi Fulyanın içini birazcık da olsa rahatlatmıştı.
>- Anlat bakalım kızım. Nasıl başladın bu işe?
>- Benim bahsettiğiniz işlerle hiç ilgim yok savcı bey dedi.
>-Banka hesabınız öyle demiyor ... Ne vardı banka hesabında. Neler
>olmuştu
>- Bakın ayın 13 ünde sarıgül notuyla 750 milyar, 17'sinde beyaz
>zambak
>
>notuyla 2 trilyon ve 19'unda da siyah lale notuyla kalanını havale
>etmişsiniz . SARI GÜL, BEYAZ ZAMBAK,SİYAH LALE... Allahım neler
>oluyor
>
>Birden irkildi. Bu olamazdı!!! Ona ilk gelen mesajda hep sarı güller
>vardı. Sonraki maillerde beyaz zambaklar, siyah laleler ekranı
>dolduruyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Savcıya doğru döndü ve
>kendisine gönderilen maillerden bahsetti. Savcı şaşkınlıkla onu
>dinliyordu.
>Maillerin bu işle ne alakası olabilirdi?
>Savcı ber bir yere telefon açıp birisinin odasına gelmesini istedi.
>Bir süre sonra odaya genç bir kız geldi ve *
>*-Fulya hanım siz bu hikayeyinizi baştan sona kadar hiçbir şeyi
>atlamadan bana tekrar anlatırmısınız ? dedi.
>-Tabi dedi ağlamaklı sesiyle... Sonra olanı biteni anlatmaya
>başladı.
>
>Her gece gelen maillerden bahsetti.
>Sarı güllerden ,siyah lalelerden ... bahsetti. - Bunların dışında
>bir
>şey daha olmalı dedi kız. Fulya herşeyi en ince ayrıntısına kadar
>anlattığını sanıyordu.
>- Peki. Siz hiç cevap yazdınız mı? - Evet bir kez yazdım. Kim
>olduğunu
>
>merak ettiğimi sormuştum. O da bana bir sonraki gün msn degörüşelim
>demişti.
>-Yani siz onunla msn'de görüştünüz öyle mi?
>- Evet diye cevap verdi Fulya... Sonra kız savcının yanına gitti ve
>Fulya'
>nın duyamayacağı şekilde bir şeyler anlattı.
>Sonra da aceleci adımlarla odadan çıktı. Savcı yanına gelmişti. -
>Bak
>kızım.Eğer anlattıkların doğruysa senin için bir ümit doğabilir.
>Yoksa
>
>gençliğine yazık olacak...
>Fulya hüngür hüngür ağlamaya başladı. Savcı başını okşadı ve ;
>- Koyverme kendini hemen. Dur bakalım bir şeyler bulabilecek
>miyiz...
>
>Sonra Fulyayı bir başka odaya aldılar.
>Aradan ne kadar zaman geçmişti.Dışarda neler olup bitiyordu. Daha ne
>kadar burada kalacaktı?
>Kapı açıldı ve savcı beyle diğer genç kız içeriye girdiler.
>Yüzlerindeki ifade Fulya'yı biraz olsun rahatlatmıştı. Gözü
>ağlamaktan
>
>kan çanağına dönmüştü. - Hadi bakalım kızım evine gidiyorsun.
>Fulya ne diyeceğini şaşırmıştı. Yine ağlamaya başladı.Diğer kız
>yanına
>
>yaklaştı.
>-Benim adım Ayşe. Bilgisayar uzmanıyım.İfadeniz üzerine Yaptığımız
>araştırma sonucu asıl dolandırıcıları tesbit ettik. - Peki ama bunun
>benimle ne ilgisi var?. Benim banka hesaplarımın bu işle ne alakası
>var ?
>Ayşe gülmeye başlamıştı.
>- Bakın Fulya hanım sizi msn'de konuşmaya çağırmasının tek nedeni
>vardı. O da bilgisayarınızn IP numarasını öğrenmek...
>Sonrası onlar için çok kolay oldu. Bilgisayarınıza girdiler ve
>sizinle
>
>ilgili tüm bilgileri ele geçirdiler. Sonra da başka hesaplardan
>sizin
>hesabınıza para aktardılar ve ardından da sahte isimlerle açtıkları
>kendi hesaplarına aktarıp buradan paraları çektiler. Fulya öylesine
>şaşkın öylesine çaresizdiki... - Hadi şimdi evinize gidin ve iyice
>dinlenin. Yarın sabah sağlıklı bir şekilde yeniden ifadenizi
>alacağız.
>
>Ayşenin de yardımıyla dışarı çıktılar. Güneş ışınları gözünü kör
>ettmişti sanki...Hemen bir taksi çevirip evine gitti.
>Alelacele kendini banyoya attı. Sonra bir fincan kahve hazırladı
>kendisine.Biraz rahatlamıştı. Sonra yatağına uzanıp derin bir uykuya
>daldı. Gece boyunca rüyalarında hep çiçekler gördü.
>Çiçekler ona saldırıyor, her tarafını yara bere içinde
>bırakıyorlardı.
>
>Uyandığında ter içinde kalmıştı. Hemen kalktı ve ilk iş olarak
>bilgisayarın elektrik bağlantısını kopardı.
>
>Perdeyi açıp dışarı baktığında ise hala Gün ağlıyordu gözlerinde.
>Üşüyordu...

aLıntıdır..!

mezardaki el

Serdar on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki, mahalle arkadaşlarıyla şehir dışındaki top sahasında maç yapmaya gidiyorlardı. Birkaç günde bir öğleden sonra maç yapmaya giderken ağaçlıktan dolanıp top sahasına varıyorlardı. Aslında kestirmeden gitmek vardı ya o zaman da mezarlıktan geçmek gerekiyordu. Bu işe de pek istekli olan yoktu. Bazen maç uzuyor, karanlığa kalıyorlardı. Çocuklar evlerine geç kalmamak için, böyle durumlarda mezarlıktan geçiverelim diye maç bitiminde atıp tutuyorlardı ama mezarlık kapısına gelindiğinde sesler kesiliyordu.

Bir iki derken bu durum bir akşamüstü yine karanlığa kalınmıştı. Maç çok uzamış ve epey geç olmuştu. Dönüşü yok mutlaka mezarlıktan geçiyoruz diyenler yine mezarlık kapısına gelindiğinde susmuştu. Serdar duruma el koymak ihtiyacını hissetmişti. “ Arkadaşlar, arkamda tek sıra olun. Ben sizi mezarlıktan geçiririm “ dedi ve arkadaşlarının arkasında tek sıra olmasını sağladı. Hafif ay ışığı vardı ve kesme taşlardan yapılmış mezarlık içindeki dar yolu aydınlatıyordu. Etraf zifiri karanlıktı. Çocuklar sessizce Serdar’ın peşi sıra ilerlediler. Yolun yarısına gelinmişti ki yan taraftaki mezarlıktan bir el uzandı. “ Tut elimi, benim elimi tut “ diyordu derinden gelen bir ses. Serdar irkildi. Yüreği ağzına gelecekmiş gibi oldu. Çok korktu. Arkasına baktı. Kimse yoktu. Hani arkadaşları neredeydi? Gerisin geriye dönüp kaçmaya başladı. Hızla mezarlıktan çıktı. Hedefi top sahasıydı. Oraya ulaşmak istiyordu. İki kere arkasına da bakmıştı. Gördükleri tarifi imkansız şeylerdi. Peşinde ölüler vardı.

Serdar top sahasına vardığında bugünkü maçta gol attığı kalenin içine yattı. Arkasında kalenin filesi vardı. Uzanıp tutmaya çalışan olursa fark ederdi. Tehlike gelse gelse önden gelirdi. Böyle bir şey olursa o zamanda ona göre davranırdı. Serdar kalenin içine girdiği andan itibaren peşindekilerin kaybolduğunu anladı. Yine de her an tetikteydi. Gözleri dört bir yana fır dönüyordu. Serdar o gece sabaha kadar uyanık bekledi. Güneşin doğuşunu görmek kimseyi Serdar kadar sevindiremezdi. Derin bir oh çekti ve gerisin geri dönüp mezarlıktan geçerek evine vardı. O el uzanan mezar sessizliğin sesini dinliyordu. Bir hareket yoktu.